05 Haziran 2010, Cumartesi 11101 defa okundu.
1 Mayıs: ‘Alpay’ bir işçi ve ‘Tok’ bir polis
İŞÇİ: 1 Mayıs işçinin ve emekçinin bayramı. 30 yıldır işçiler ve emekçiler Taksim’de seslerini duyuramıyor. Öğrenciler (23 Nisan–19 Mayıs), askerler (30 Ağustos), polisler (10 Nisan) ve takımı şampiyon olan bütün taraftarlar Taksim’de kutlama yaparken, işçiler neden yap(a)maz?
POLİS: Önceki yıllarda, Taksim’de bayram yapmak isteyenler gerçek emekçiler ve işçiler değildi. Bazı örgütler 1 Mayıs’ı propaganda günü görüyor. Ben, polis olarak, toplumun can ve mal güvenliğini sağlamak zorundayım. Öğrenci, polis ve asker bayramlarında araba yakmadı, işyerleri yağmalamadı.
İŞÇİ: Biz de İstanbul’un güzelleşmesi için vergi veriyoruz. Hatta belediye işçilerinin Taksim’in her kaldırım taşında emekleri var. Sesimizi, sesin en gür çıktığı Taksim Meydanı’ndan duyurmak istiyoruz.
POLİS: Taksim, güvenliğin zor sağlandığı bir meydan. Alacak kişi sayısı belli ve zarar görecek çok mal / can var. Etkinlik başka bir yerde yapılırsa, hiç kimse zarar görmemiş olur.
İŞÇİ: Eğer sen devletsen, hem güvenliği sağla hem de bayram yapmamıza izin ver. Suçlu ile suçsuzu ayırt et. Sendikacıları potansiyel tehlike ve tehdit olarak da algılama.
POLİS: Tek sendika ve partiler olsa sorun yok. Ancak aranıza terör örgütlerinin sempatizanları ve militanları da katılabilir.
İŞÇİ: AB ülkelerinde bizdeki gibi bir meydan yasaklaması yok. İsteyen istediği yerde bayramı kutlar.
POLİS: Gelişmiş ülkelerde 1 Mayıs İşçi Bayramı gerçek manada bir bayram. İşçiler etrafa gülücükler dağıtıyor, güller atıyor, oynuyor, eğleniyor ve fakat asla taş atmıyor.
İŞÇİ: Gereksiz ve orantısız bir şekilde güç kullanan polis cezalandırılmalı. Göstermelik bir-iki polise soruşturma açılıyor. Kamu görevlisinin ideolojisini görevine yansıtması da polisin meslek etiği ile bağdaşmıyor.
POLİS: Evet, kastı aşan şiddet uygulamaları polise hiç yakışmıyor. Vicdan sahibi hiçbir polis de bunu savun(a)maz. Devlet kurumları içinde en kolay açığa alınan polis. İnsan hakları ve meslek etiği bağlamında hizmet içi eğitimler alan kurum da polis teşkilatı.
İŞÇİ: Taksim Meydanı’nın bizim için özel bir anlamı ve önemi var. 1977’de 37 emekçi, devrimci burada şehit oldu ve 136 kişi de yaralandı.
POLİS: Taksim’de hiçbir vatandaşımızın ölmesini ve yaralanmasını istemediğimiz için, yıllarca devlet 1 Mayıs kutlamalarına izin vermedi.
İŞÇİ: Polis toplumsal olaylarda, daha insanca, demokrat ve hoşgörülü davranmalı. Düşüncelerimi açıklamak ve hak talep etmek; insan hak ve hürriyetlerinin en temellerinden.
POLİS: 1996- İstanbul Kadıköy, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları sırasında polis; toleranslı davranmasına rağmen, çıkan olaylarda dört kişi hayatını kaybetti ve bir sivil polis de linç edildi.
İŞÇİ: Halkın size verdiği yetkiyi, siz halk adına kullanırken, sürekli orantısız güce başvuruyorsunuz. Polisler, gereksiz güvenlik önlemleri alıyor ve binlerce insan, işine/evine giderken mağdur oluyor.
POLİS: Güvenlik hizmetini devlet polis eliyle sunuyor. Güvenlik önlemlerinin nasıl alınacağı benim sorumluluğumda. Koruyucu hekimlik gibi önleyici güvenlik de var.
İŞÇİ: Geçen yıllarda atılan gaz bombalarından canımız acıdı. Nefes almak için camları kırdık. Bu eziyeti neden bize reva görüyorsunuz?
POLİS: Aslında ben de emekçiyim. İşçilerin oturduğu yerlerde oturuyor, bazı işçilerden hem daha az ücret alıyor, hem de daha fazla çalışıyorum.
İŞÇİ: Taksim’de taş ve sopa yiyen polisin acısını ben de yüreğimde hissettim. Bizim bayramımızı kullanmak isteyen fırsatçıların da farkındayım.
POLİS: Parti ve sendika binasında rehin kalanların gözyaşlarını, hastanede dört yaşında gaz bombasından acı çeken küçük kız çocuğunun ve hastaların sancısını, Taksim’i gezen turistlerin ensesine yediği copların acısını ben de yaşıyorum.
İŞÇİ ve POLİS: Kısa bir süreç içinde işçi ve polis; “Omuz Omuza Dostlar” ve “Türkülerle Geleceğiz”i hep birlikte söyleyip halay çekecekler. Taksim Meydanı’nda; güllerle karşılayacağız birbirimizi. Ayrı yolda(şlar) olsak da, kardeş ve dost olduğumuzu bileceğiz.
İŞÇİ ve POLİS: “Sen varsan ben varım, sen yoksan ben de yokum” diyorum. “Kutsal olan devlet değil insandır, halkı yaşat ki devlet yaşasın” düşüncesindeyim. Sen özgür ve rahat olduğun sürece, ben de mutlu ve huzurluyum. Hepimiz, Türk ve Kürt enstitüsünün, cami ile cemevinin, yerli ve azınlık vakıflarının, üniversitede başı örtülü ile açık kızların yan yana olduğu bir Türkiye’de mutlu olacağız.
İŞÇİ ve POLİS: Birimiz özgür olmadan, diğerimiz kendini mahpushanede hissedecek. Herkes, diğerinin özgür olması için çalışacak. Birbirimiz için tehlike olduğumuzu zihinlerimizden atacak ve işte o zaman gerçek manada özgür olacağız.
Yaşasın işçinin ve emekçinin bayramı. Yaşasın 1 Mayıs
***
Not: Son üç hafta içerisinde Manisa, Salihli, İzmir, Aydın, İskenderun, Hatay, Halep, Gebze, İstanbul (Asya ve Avrupa), Elbistan, Giresun, Samsun, Denizli, Afyon ve Ordu’da, güvenlik ve seçimler konulu toplantılara katıldık. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal ile de ilk elden topladığımız verileri masaya yatırarak, bir beyin fırtınası gerçekleştirdik.