01 Haziran 2010, Salı 10722 defa okundu.
POLİSLİĞİN ‘P’ Sİ
Malum Komiser: —Polisliğin ‘P’ sini bile bilmiyorsun. Hem personeli hem bizi küçük düşürüyorsun yaptıklarınla… Niye geri çekiyorsun personeli?
âlim Komiser: —İyi de dostum, bize verilen görev gurubu dağıtmak değil miydi? Ben de şahısları –zor da olsa- ikna ederek dağılmalarını sağladım.
Malum Komiser: — Hadi ya, senin bu yaklaşımına -bilhassa genç memurlar- nasıl bozuldular görmedin mi? Niye o şahıslara haddini bildirmemize izin vermedin?
âlim Komiser: —Dur bir dakika! Müdahale etmemize gerek kalmadan sorunu halletme yolu varken niçin müdahale edelim ki? Bu tip olaylarda hep hissi davranıyorsun.
Malum Komiser: —Yok canım, daha neler! Hep biz taviz veriyoruz, olan bize oluyor, biz eziliyoruz. Senin de işin gücün okkalı, tumturaklı laf söylemek… Artık dinlemek istemiyorum seni.
âlim Komiser: — Yahu devrem, sağduyulu davranmak taviz vermek değildir ki… İster inan ister inanma, olayın heyecanıyla sen şu an duygusalsın, kısa vadeli düşünüyorsun. Uzağı görerek hareket etmeliyiz. Adamlar “polisler bizi dövsün de kahraman olalım” diye uğraştılar, ben de buna fırsat vermemek için uğraştım. Bir şey daha söyleyeceğim ama darılma…
Malum Komiser : ...
âlim Komiser: —Aslında söylediklerinle beni haklı çıkarıyorsun, farkında değilsin.
Malum Komiser: —Nasıl oluyormuş o?
âlim Komiser: —Duygusal davranıyorsun demiştim ya... Duygusal kişiye yaptığı yanlışlar anlatılmak istendiğinde, bunu kesinlikle kabul etmez; hatta böyle bir ihtimali dinlemeyi dahi en baştan reddedermiş. Tıpkı senin gibi...
Malum Komiser: —Ben düşüncemde yine ısrarcıyım. Kesinlikle müdahale edip günlerini göstermeliydik o göstericilere.
âlim Komiser: —Diyelim ki senin dediğini yaptık, müdahale ettik ve zor kullanarak dağıttık. Ne kazanacaktık?
Malum Komiser: —Devletin otoritesini göstermiş olurduk, ağırlığımızı korumuş olurduk. Hem bu bizim görevimiz.
âlim Komiser: —Ne kadar ilginç… Yasadışı örgütler, polisin başı belaya girsin isteyenler de senin gibi düşünüyor. Otorite sağlamak, bir olayda halen profesyonel çözüm yolları varken duygusal davranıp, hınçla hareket etmemiz sonucunda insanları devlet düşmanı haline getirmek değildir. Görevimizi yapmak ve ağırlığımızı korumak da “ibrikçi başı” gibi ille de benim emrim yerine gelecek anlayışıyla sağlanmaz.
Malum Komiser: —Bir saniye! Lafını bil de konuş lütfen. Biz devlet, millet, kanun düşmanlarıyla mücadele ediyoruz; sen bizi insanları devlet düşmanı haline getirmekle suçluyorsun.
âlim Komiser: —Gerçekten lafımı bilerek konuşuyorum. Ülkemizdeki her türlü terörle profesyonelce mücadele eden de biziz, -dilim varmıyor söylemeye ama- duygusal davranarak yaptığımız hatalarla terör örgütlerinin ekmeğine yağ süren de…
Toplumsal olaylarda herkese parmak ısırtacak kadar sağduyuyla görev yapan da biziz; sinir, öfke, “gösterelim günlerini” düşüncesizliği ile hem kendimizin hem teşkilatımızın başını belaya sokan da…
Bir yandan her türlü psikopatla, serseriyle, sabıkalıyla, saldırganla aklıselim mücadele eden biziz; öte yandan sorumsuzca, sabırsızca, yeteneksizce aynı davranışlarla bunlara mukabele ederek bir çuval inciri berbat eden de biziz.
Malum Komiser: —Kardeşim birçok olayda adamlar nasırımıza basıyorlar, bizi tahrik ediyorlar ve sürekli küstahlık yapıyorlar.
âlim Komiser: —Evet, bunu bilerek yapıyorlar. Bu durumda akıl ve mantıkla değil de duygusal davranırsak art niyetlilerin komplolarına alet olmuş, tuzaklarına düşmüş oluruz. Bize bizden başka kimse zarar veremez. Bu kadar kolay hata yapmayalım, “Sürekli kendi kalemize gol atmayalım”…
Malum Komiser: —Ne komplosu, ne tuzağı?
âlim Komiser: —Güçlü bir emniyet teşkilatı ile başa çıkamayacaklarını bilenler, birçok tuzaklarla onu kışkırtıp hata yapmaya zorluyorlar. Hem bu tür oyunlar yeni değil.
Malum Komiser: —Diyelim ki sen haklısın. Biz hata yapınca ne oluyor?
âlim Komiser: —Mevlana der ki “su, ateşten üstündür fakat bir kaba konunca ateş onu fıkır fıkır kaynatır”…
Malum Komiser: —Ne demek bu şimdi?
âlim Komiser: —Polis su gibidir, suç dünyası ise ateş. Normal şartlarda su her zaman ateşi söndürür, polis de her zaman suç dünyasını yok eder. Ne zaman ki polis, kışkırtmalar ve tuzaklar sonucu kızgınlık gibi, hınç gibi duygusallık kabının içerisine girip hareket ederse, işte o zaman...
Malum Komiser: —Anladım, anladım…
âlim Komiser: —Mesela, tahriklerin, kışkırtmaların tetiklediği bizim hatalarımız sonucu kamuoyunda “bunlar zorba, yeteneksiz” havasını estirerek halkın nazarında polisi zor duruma düşürmeye, “kendilerini mazlum postuna bürümeye” çalışıyorlar. Çatışmaların, olumsuzlukların kaynağının ve artmasının sebebi polismiş gibi göstermeye çalışıyorlar.
Malum Komiser: —Birçok olayda üç-beş art niyetli, kitle psikolojisini değerlendirerek, yığınları taşkınlıklara sevk ediyor. Polis, eğer akıllı davranamazsa “provokasyona alet olup çok şey ve çok insanı kaybediyor” diyorsun yani...
âlim Komiser: —Akıl akılla aşılır dostum. Onların akılla kurduğu tuzaklar bizim akılcı davranmamızla boşa çıkarılır. En çok ne üzüyor beni biliyor musun?
Malum Komiser: —Anlatırsan öğreneceğiz.
(Devam Edecek)