KEM ALATLA, KEMALAT OLMAZ!...
31 Ağustos 2009, Pazartesi 11284 defa okundu.
Kem alatla, kemalat olmaz derlerdi eskiler. Yani yanlış araç ve vasıtalarla doğru ve güzel sonuçlara ulaşılamaz. Amaca ulaşabilmek için her türlü yolu kullanmayı mübah gören Makyavelist anlayışın taban tabana zıttı olan bu veciz ifade, üslubu her zaman esastan önce gören kültürümüzün temel prensiplerinden biridir.
Makyavelizm, sonuç odaklı bir düşünce tarzı olmasına rağmen, bizim kültürümüz, amaca ulaşmak için kullanılan araçları, amacın kendisinden daha fazla önemser. Çalarak, yalan söyleyerek, şiddete başvurarak, hile yaparak, belden aşağı vurarak, başkalarına zarar vererek doğru ve anlamlı sonuçlara ulaşamazsınız. Üslubumuzun, ahlaka, kanuna, toplumsal kurallara uygun olması gerekiyor.
Hikâye o dur ki, Yavuz Sultan Selim, Mısır fethine çıktığında ordusuyla birlikte bağlık bir alanda konaklar. Bu bölgede bir müddet kalıp daha sonra ayrıldıklarında Yavuz, canının elma ve üzüm istediğini, askerlere sorulmasını, heybesinde elma ve üzüm bulunan askerlerin padişaha ikram etmek üzere getirmelerini emreder. Ne gariptir ki koca Osmanlı ordusunda tek bir salkım üzüm ve tek bir elma bulunamaz. İşte tam bu anda cihan padişahı kendisine haram yemeyen bir ordu bahşettiği için Allah"a şükreder ve yoluna devam eder. O"na göre, Mısır"ı fethetmekten çok fethe giden askerlerin keyfiyeti ve kimler olduğu önemlidir. Ordu zaferle değil, seferle mükelleftir.
Sözüm, ülkedeki mevcut rejimi silah yoluyla değiştirmeye çalışan sağ, sol, bölücü terör örgütlerinin ve gücü elinde bulundurmak adına gerektiğinde terör örgütleriyle bile işbirliği yapabilen, kontrollü bunalım stratejilerini kullanarak toplum mühendisliğine soyunan illegal oluşumların kullandıkları vasıtalaradır.
Anadolu insanının sadeliği, feraseti ve basireti, hayatı suyun akışı kadar berrak algılaması, iki yanlışın bir doğru etmeyeceğini, kanın kanla yıkanmayacağını, belden aşağı vurarak kazanılanın gerçek başarı olmayacağını ne de güzel ortaya koyuyor. Kem alatla, kemalat olmuyor.