14 Mayıs 2009, Perşembe 11926 defa okundu.
10 Nisan 1845 tarihinden Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar olan dönemi ayrı tutarsak ve Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar geçen süreç içerisinde; 04/07/1934 tarihinde kabul edilen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile 04/06/1937 tarihinde kabul edilen Emniyet Teşkilatı Kanunu doğrultusunda Türk Polis Teşkilatı ve mensupları görev ve sorumluluklarını yerine getirmektedir. Neredeyse Cumhuriyetimiz ile yaşıt olan bu kanunlar ihtiyaca cevap veremediği bilinmesine rağmen yamalı bohça tabirine uygun düşecek kadar değişikliğe uğramıştır. Ancak yapılan bu değişiklikler ihtiyacı karşılamaktan çok uzak olduğu gibi bu güne kadar beklenen kanun maalesef yasalaştırılamamıştır.
Uygulamada olan kanunların çıkış tarihlerine bakılınca büyük lider Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bu kanunların çıkarılmasındaki katkısı ve önderliği anlaşılmaktadır. Bu hususu burada özellikle vurgulamamın sebebi ise Mustafa Kemal ATATÜRK’ten sonra böylesi önemli konuda hiçbir dönemde ciddi bir çalışma yapılarak hayata geçirilememiş olmasıdır.
26/09/2004 tarihinde kabul edilerek yasalaştırılan Türk Ceza Kanunu tamamen yenilenmiş olmasına rağmen ve bu kanunun uygulanmasının anahtarı olan Türk Polis Teşkilatı ile ilgili kanunlarda sınırlı değişikliklerle idare edilme yoluna gidilmiştir. Yapılması gereken ise TCK ile birlikte veya hemen sonrasında TÜRK POLİS TEŞKİLAT-I KANUNU’nun da yasalaştırılması olmalıydı.
Polis 200.000 (ikiyüzbin) personel sayısını geçmiş olup kendi personel kanunu olmayan ve Genel Müdürlük statüsünde bulunan sanıyorum tek kamu kurumu durumundadır.
14/07/1965 tarihinde kabul edilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 19/02/1980 tarihinde ilave edilen ek–54. maddesinde; “Ek Geçici Madde 54 – (Ek: 19/2/1980 – 2261/5 md.) Emniyet Örgütü mensupları hakkında uygulanmakta olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu; ek ve değişiklikleri, ilgili kanun hükmünde kararnameler ve bu yasalara dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmelikler hükümlerinin kapsamına giren konular, Emniyet Örgütünün hizmet ve kuruluşunun nitelik ve özelliği göz önüne alınarak özel bir kanunla düzenlenir.
Bu düzenleme yapılıncaya kadar, Emniyet Örgütü mensupları hakkında halen yürürlükte bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasına devam olunur.” Hükmü ile geçen yaklaşık 30 yıllık süreçte nedendir bilinmez ve hikmetinden sual olunmaz bir türlü kanuni düzenlemeye gidilememiştir.
İşin özü itibarıyla yapılması gerekenlerin hayata geçirilmemiş olması Türk Polis Teşkilatı mensuplarını her yönüyle etkilese de asıl etkilenen belki de zarar gören milletimiz ve devletimizdir. Bütün bu olumsuzlukların ortadan kalkması için; çağın gereklerine uygun, geniş kapsamlı, modern, geleceğe dönük yeni bir “TÜRK POLİS TEŞKİLAT-I KANUNU” mutlaka yasalaştırılmalıdır.
Bu kanun Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu, Emniyet Teşkilatı Kanunu ve diğer ilgili kanunların tamamını tek çatı altında toplamalıdır. Kuruluş, Görev, Personel, Eğitim gibi ana konular ile diğer ihtiyaç unsurlarını kapsayan temel bir kanun olarak Anayasa, TCK vb. üst mevzuat konumundaki kanunlarla tam uyumlu olarak hazırlanmalıdır.
Ancak bütün bu çalışmaların yapım aşamasında ABD, Almanya, İngiltere, Kanada, Japonya, Fransa, Çin gibi gelişmiş ülkelerdeki Polis Mevzuatlarının tamamı incelenerek Milletimize ve Devletimize yakışan en iyi hizmeti üretebilecek ve Türk Polis Teşkilatını çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandıracak bir kanun oluşturulup yasalaştırılmalıdır.
Gelişmiş ülkelerin incelenmesi özellikle önem arz etmektedir. Herkesin malumu olduğu üzere birileri hemen Polis Devleti kavramı üzerinden vurmaya başlayacak hatta bunu kampanya haline getireceklerdir. Kısaca dünyanın en iyi mevzuatını kendi başımıza yapmış olsak bile yararı olmayacak bu biri/birileri her zamanki şekliyle Polise bel altı vurmanın doyumsuz hazzına ulaşabilme gayretinde olacaklar. İşte bu biri/birilerine fırsat vermemek için Türk Polisini; Milletimize ve Devletimize en iyi hizmeti veren bir kurum haline getirmek amacıyla gelişmiş ülkelerin tüm polis mevzuatları incelenerek daha sağlıklı bir yapılandırılmaya gidilmelidir. Ayrıca Türk Polis Teşkilatının hiç bir mensubu Polis Devleti kavramını sevmediği ve böyle bir talebi de hiç olmadığı gibi bundan sonrada olmayacaktır. Anayasanın 2.maddesinde ifade edilen “Demokratik, Laik ve Sosyal Bir Hukuk Devleti” Türk Polis Teşkilatının her kademesinde görev yapan personelinin istek ve arzusudur.
Sonuç olarak Türk Polis Teşkilatı personeli gelişmiş ülkelerdeki meslektaşları ile ülkemizde diğer kamu görevlileri gibi insanca çalışacakları, insanca yaşayacakları ve sosyal olabilecekleri bir yapıya kavuşmak istiyorlar.
Peki sizce çok şey mi istiyorlar……………
--
Abdurrahman SAĞLAM