polıs haber
Başpolis memurları yeniden yerleştiriliyor
Meclis Polisleri Şark Yapacaklar
Polis olmak isteyenlere duyuru
2011 Polis meslek yüksekokulu şartları
Terhis olan polislere oy kullanabilecek
Maaş Konusu Hakkında Bir Yazı
03 Ağustos 2009, Pazartesi  17:23:59  58658 okunma
 

Temmuz 2, 2009

Bahadır K. Akçam ve Ahmet Güler

Giriş

150 kadar teşkilat mensubumuzun terfi konusunda haklarını aramak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gitmesi çerçevesinde hararetlenen rütbe tartışmalarından hareketle ilk yazımızı hazırlamıştık. İlk yazımızda teşkilatımızın problemlerine yönelik rütbe sistemi üzerinden yürütülen bir kısım tartışmaları incelemiş ve sistemin doğrudan ilgili parçalarından iş doyumu ve maaş sistemi konularına değinmiştik (Akçam & Güler, 2009).[2] Sonuç olarak (1) rütbe sistemimizin hizmet odaklı olmadığını, (2) üretilen çözümlerin problemin odağından uzak ve kısa vadeli olduklarını, (3) problemin odağının iş doyumu gibi faktörlerde olduğunu, ve (4) reçete yazanların hizmeti finanse eden ve alan halkımızın ihtiyaçlarını göz önüne alarak hizmet kalitesi, maliyeti ve süresi çerçevesinde çözüm üretmeleri gerektiğini belirtmiştik.[3]

Bu yazımızda, yine teşkilatımızda çok tartışılan iki haberden yola çıkacağız. Bir teşkilat mensubumuz, teşkilatımızın en büyük problemlerinden biri olan çalışma saatleri konusunu iç hukuk yollarını tüketek AİHM'e taşımıştır (Zengin, Sabah Gazetesi, 2006; Sancar, Zaman Gazetesi, 2008). Başka bir mensubumuzun (diğer büyük bir problem olan) fazla mesai ücretlerinin düzenlenmesi konusundaki başvurusu ise Danıştay'da beklemektedir (Polis Haber, 2008). Çalışma saatleri ile fazla mesai ücreti konusu birbiri ile doğrudan ilgili iki problemdir. Geçen yazımızda söz verdiğimiz gibi bu yazımızda bu konuları Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir polis teşkilatı örneği üzerinden tartışacağız.[4]

İş Doyumu Uzmanlaşma ile Birlikte Artmalıdır

İş doyumu üst rütbelere çıktıkça artar hale gelmiş olması (Sertçe, 2002), personeli de doğal olarak üst rütbelere çıkmaya motive etmektedir. Son olarak fakülte mezunu 690 teşkilat mensubumuzun da A sınıfı rütbe statütüsüne geçiş konusundaki şikayetlerini mektuplar ile Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan başlayarak devlet büyüklerine iletmesi ve davayı AİHM'e taşımaları da (Ertürk, Akşam Gazetesi, 2009) bu çerçevede değerlendirilebilir. İş doyumunun rütbelere göre çarpık dağılımının bir sonucu olarak, teşkilatımız personeli bir başka uzmanlık alanı olan yöneticilik için yarışır hale gelmekte ve asıl hizmet alanından uzaklaşmaktadır. Bu durum teşkilatımızın mevcut çalışma sisteminde karşı karşıya kaldığımız en kritik problemdir. Olması gereken, personelin bir hizmet alanında uzmanlaşarak o alanda en iyi hizmeti emekli oluncaya kadar vermesidir.

İş doyumunun uzmanlaşma arttıkça (bir alanda derinleştikçe) artar hale getirilmesi rütbe problemi başta olmak üzere bir çok probleme çözüm yolunu açacaktır. Bunun yapılması için mevcut yapıda başta hukuksal ve kültürel olmak üzere bir çok düzenlemeye gitmek gerekmektedir. Bu düzenlemeler personel arasında saygıya dayalı ilişkilerin geliştirilmesinden tutun (Özdemir, 2007), rütbe sisteminin 10 katmandan 3 ya da 4 katmana indirilmesine, ve rol ve sorumluluklara dayalı bir yapının kurulmasına (Sürmeli, 2000) kadar uzanmaktadır. Düzenlemeler konusu malesef bu yazıya sığmayacak kadar geniştir ve her zaman belirttiğimiz gibi bilimsel çalışmalar baz alarak geliştirilmeleri gerekmektedir. Bu yazımızda problemin çözümünde önemli rolü olan iş doyumu konusunu çalışma saatleri ve fazla mesai ücretleri gibi faktörlere odaklanarak ele alacağız.

Bir Polis Memuru Polis Müdüründen Daha Yüksek Maaş Alabilir mi?

Amerika Birleşik Devletleri New York Eyaleti Polisi'nde (New York State Police) bazı polis memurları teşkilatın başındaki polis müdüründen bu yıl da daha yüksek maaş aldı (Odato, 2008).[5] K-9 biriminde çalışan Polis Memuru (Trooper) Philip Oalden'ın 169.229 dolar yıllık bürüt maaşı ile teşkilatın en yüksek maaşını alırken, teşkilatın en üst yöneticisi (Acting Superintendent) Preston Felton ise 153.096 dolar maaş aldı. Oalden'in bir polis memuru olarak yıl boyunca yaptığı 1068,75 saat ekstra mesaisinin karşılığında neredeyse temel maaşına yakın miktarda aldığı 72.709 dolarlık fazla mesai ücreti maaş farkını oluşturdu.

Teşkilatın hiyerarşisinde en alt rütbede bulunan memurların, teşkilatın en üst rütbesinde bulunan yöneticiden daha yüksek maaş alabilmesi ABD'deki bir çok polis teşkilatı için olağan bir durumdur.[6] Bunun arkasında yatan en önemli etken ise fazla mesai ücretleridir. New York Eyalet Polisi'nin Halkla İlişkiler Sorumlusu Lieutenant Glenn Miner'a, müdüründen fazla maaş alan memurun durumunu sorduğumuzda, Miner saat olarak çok daha fazla mesai yapan memurun eforu karşılığında hakkını aldığını aksi durumun haksızlık olacağını belirtti. New York Eyalet Polisi çalışanları haftalık çalışma saati olan 40 saatin üzerinde fazla çalıştıkları her saat için normal saatlik ücretlerinin bir buçuk katı ek mesai ücreti almaktadırlar.[7]

Fazla mesai ücreti konusu, sadece çalışan personelin hakkını alması olarak değerlendirilmemelidir. Bu konu aynı zamanda polis yöneticilerinin emirlerine verilmiş kaynakları en etkin şekilde kullanmaya iten çok ciddi bir faktördür. ABD'deki polis yöneticilerinin finansal sorumlulukları teşkilatımızdaki yöneticilerin sorumlulukları ile karşılaştırılamayacak kadar had safhadadır. ABD'deki polisler haftalık 40 saatin üstünde çalıştığı her saat için fazla mesai ücreti aldığı ve yöneticinin fazla mesai ücretleri için belirli bir bütçesi olduğu için teşkilatını çok etkin bir şekilde yönetmesi gerekir. Bu stresten uzak olan Türkiye'deki polis yöneticileri çok şanslıdır. İstediklerinde rahatlıkla ikinci emre kadar personelin mesai bitimini erteleyebilirler, gece gündüz dinlemeden bir olayın çözümü için personeli bir işin başında tutabilirler, 20 kişilik gösterici grubu için 200 kişilik polis birimini gönderebilirler. Ya da bir spor müsabakası (çalışanları milyon TL maaş alan iki şirketin müşterilerine hizmet sattığı aktivite olarak da nitelendirilebilir) için 300 polisi her haftasonu stadyumun çervesine yerleştirebilirler. Bütün bu hizmetlerin verilmesinde mesai ücretleri açısından finansal sorumluluğu olmayan polis yöneticileri için bu kararları vermek çok kolaydır. Bu hizmetler verilirken optimum sayıda polisin kullanımından ziyade, riski en aza indirebilecek sayıda, yani mümkün olan en fazla sayıda polisin kullanımını tercih ederler. Oysa ABD'deki polis yöneticisi meslektaşları, şehirlerinde düzenlenecek uluslararası bir toplantı için bile ek ücretleri hesaplamak zorundadır. Şehir yöneticileri bu toplantıların gelir-gider hesaplarında ilk önce polislere ödenecek fazla mesai ücretini düşünürler, çünkü fazla mesai ücretleri toplantının en pahalı harcama kalemlerinden birini oluşturmaktadır. Örneğin 2002 yılında Washington D.C.'de yapılan IMF ve Dünya Bankası toplantıları için Bush yönetimi 3600 polisin yakın illerden getirtilip çalıştırılabilmesi için yerel yönetime 16 milyon dolar kaynak ayırmıştır (Fernandez & Fahrenthold, 2002). Diğer bir örnekde ise Michael Jackson'ın cenaze töreni için Los Angeles şehri 1,4 milyon dolar güvenlik ve trafik kontrolü gibi hizmetler için masraf yaparken, bu giderin 1,1 milyon doları 4173 polisin ek mesai ücreti için kullanılmıştır (Associated Press, 2009). 1996'da Habitat II ve 2004 NATO Zirvesi'nde farklı illerden gelerek görev alan polisler de dahil İstanbul Polisi'ne ek mesai ve konaklama için ayrılan mali kaynaklar incelendiğinde Türk Polisi'nin olumsuz çalışma şartları daha da net görülecektir.

Teşkilatımızın yöneticileri tabii ki bu uygulamaları halkımızın güvenliği için yapmaktadırlar. Bedeli ise aile hayatı olmayan, sosyal hayattan soyutlanmış, ekonomik sorunlarla içiçe, çevresi suçlularla dolu, ve hızla yıpranan polislerdir. Bu tip çalışma biçiminin insan haklarına aykırı olduğunun düşünülmesi ve bu yolda hukuksal mücadelede bulunulması doğaldır. Yöneticilerimiz ise kararlarında mevcut sisteme göre haklıdırlar, çünkü en başta olaylarda riski en aza indirmek istemektedirler. Bir üst rütbeye atanmalarında olaylarda çıkacak muhtemel hatalar karşılarına ciddi bir sorun olarak çıkabilir, fakat çok sayıda polis çalıştırmaları ya da polisleri çok çalıştırmaları ise terfilerini olumsuz etkilemez. Maalesef teşkilatımızda yaygın olan bu tip çalışma sistemi kısa vadede bazı sorunları çözerken, uzun vadede çok daha büyük sorunlar doğurmaktadır.

Fazla mesai ücreti probleminin çözülmesi teşkilatımızdaki iş doyumu artışında çok ciddi rol oynayacaktır. Bu artış yalnızca artan maaştan kaynaklanmayacak, aynı zamanda polis yöneticilerinin artan finansal sorumlulukları çerçevesinde yeni stratejiler geliştirmelerine neden olacaktır. Bu stratejiler bugün polis teşkilatının sorunları arasında sayılan bir çok sorunun da ortadan kalkmasını ya da makul bir düzene oturmasını sağlayacaktır.[8]

Fazla Mesai Ücreti Sorunu Çözüldüğünde

Meslektaşlarımızın gerek iç hukuk gerekse AİHM üzerinden yürüttükleri mücadeleler, haftalık 40 saatlik mesai süresi ve hak edilen seviyede bir fazla mesai ücreti ile sonuçlanması durumunda, teşkilatımızın kültürü ve çalışma sistemi üzerinde ciddi değişikleri meydana gelecektir.[9] Zor kadro şartları cazip hale gelmeye başlayacaktır. ABD'de olduğu gibi daha fazla mesai yaptığı için Emniyet Genel Müdürü'nden daha yüksek maaş alan polis memurları olacaktır. Özellikle işinin gereği olarak daha çok mesai yapması gereken alt rütbelerdeki çalışanların maaşlarındaki iyileşme iş doyumunun bu rütbelerde artmasını sağlayacaktır.

Haftalık 40 saatlik mesai süresi ve fazla mesai ücreti düzenlemelerine geçiş, kaynak yönetimi konusunda çok başarılı yöneticilerin görevde olmasını gerektirmektedir. Bu başarıyı yakalayamacak bazı polis yöneticilerinin yönettikleri illerde/birimlerde ya daha az sayıda polis görevde olduğu için suç oranı artacak ya da mevcut çalışma saatleri sürdüğü için fazla mesai ücretlerindeki artış nedeniyle bütçeleri açık verecektir. Geçiş döneminde karmaşa olabilir ama herşey zamanla düzene girecektir. Ödenen toplam fazla mesai ücretlerinin yüksekliği ülke yöneticileri düşündürecek ve atama yaparken kaynak yönetimi güçlü polis yöneticilerini tercih edeceklerdir. Bu yetenekteki yöneticiler artık 20 kişilik gösterici grubu için 200 kişi yerine makul sayıda bir çevik kuvvet grubu gönderecek, futbol müsabakalarının görev kapsamında çıkarılmasını ve kulüplerin müşterileri için kendi güvenlik çözümleri üretmelerini isteyeceklerdir.[10] [11]

Eğer bunların yakın zamanda olmayacağını düşünüyorsanız, Türkiye'deki gelişmeleri takip etmediğinizi söyleyebiliriz. 2004 yılında Meclisimiz performans bazlı bütçeleme kanunu çıkartmış ve bu kanuna göre kamu kurumlarından yıllık harcadıkları bütçeler ile ürettikleri hizmetleri karşılaştırmalarını istemektedir. Bu sisteme geçiş için çalışmalar hızla sürmektedir ve pek yakında Emniyet Genel Müdürü'nden bir karakol amirine kadar bir çok polis yöneticisi, şimdiye kadar bu kadar derin düşünmediği mali konularda detaylı sorular ile karşı karşıya kalacaktır. Verilen hizmetlerin maliyeti sorulduğunda, finansal sorumluluk il emniyet müdüründen alt kademelere kadar yayılacaktır. Bu şartlar altında giderlerini analiz eden il emniyet müdürü neden bir il emniyet müdür yardımcısının olduğunu soracak, cinayet büro amiri ihtiyacının uzman bir dedektif olduğunu ve artık büro amir yardımcısı istemediği söylecektir. Sayıları arttırılması için uğraşılan rütbe katmanlarının aslında hizmetin gereği olmadığı bir kez daha fark edilecektir. Polis yönetiminde verimlilik tartışılmaya başlanacak, hiçbir yönetici personelini bir birimden diğer birimine sırf değişiklik olsun diye transfer etmeyecektir. Personelde aranan özellik olarak bilgi, tercübe ve motivasyon ön plana çıkacaktır. Öte yandan üst rütbelerde fazla mesai imkanın olmaması nedeniyle maaşı rütbeye tercih edecek birçok personel için üst rütbeler cazibesini kaybedecektir. Hele rütbe katmaları 3-4'e düşmüş, rol ve sorumluluğun net olduğu, performansın ölçüldüğü ve toplumla paylaşıldığı, ast-üst arasındaki ilişkinin saygıya dayandığı, uzmanların iyi maaş aldığı, ve yöneticilerin kaynak yönetimi konusunda çok başarılı olmaları gerektiği bir polis organizasyonunda terfi etmekten anlaşılacak olan rütbe artışı değil, daha üst uzmanlık pozisyonlarına geçmek olacaktır. Netice itibariyle artan uzmanlık kalitesi de vatandaşa daha iyi hizmetin verilmesini sağlayacaktır.

Yönetici olmak için çırpınan meslektaşlarımız yakın gelecekte içinde olacakları bu değişimi şimdiden öngörmeleri gerekir. Performansın ölçüldüğü ve değerlendirildiği bir polis teşkilatında siyasiler de kötü yöneticileri önemli görevlere getirmekte zorlanacaktır. En düşük rütbeden en yükseğine kadar yeni nesil polis yöneticileri; kaynak kullanımı konusunda çok verimli olabilmeli, yönetimi emir ile değil liderlik ile yapabilmeli, benzer iller ve birimler ile karşılaştırıldığında daha kaliteli hizmeti, daha hızlı ve ucuza, daha yüksek personel memnuniyeti ile verebilmelidirler.

Gelecek Yazımızda

Daha önce belirttiğimiz gibi teşkilatımızın ideal yapısının tanımlanması ve bu çözüme siyasi etkilerden arındırılmış çok kapsamlı bir strateji ile geçilmesi gerekmektedir. Çalışma saatleri ve fazla mesai ücretinin çözüme kavuşturulması teşkilatımızdaki diğer bir çok sorunun da çözümüne katkıda bulunacaktır. Mesai saati düzenlemeleri ve fazla mesai ücreti konuları çözümde çok önemli bir yer oynamalarına rağmen, tek başlarına yeterli değildir. Gelecek yazımızda teşkilatımızdaki yeni uygulamalara da bakarak teşkilatımızın sorunlarına yönelik çözümleri inceleyeceğiz.


Kaynakça
Akçam, B., & Güler, A. (2009, March). Problemimiz Rütbe İsimleri mi? Türk Polis Teşkilatı'nın Hiyerarşik Yapısına ve Problemlerine Bir Bakış . ISREF - İnceleme ve Stratejik Araştırmalar Forumu. Retrieved from http://www.isref.org/index.php?pid=43&page=view&id=1423.
Akdeniz, D. (2005). Performans Değerlendirme ve Türk Polis Teşkilatında Performans Değerlendirme Için Model Önerisi. Uludağ Üniversitesi, IIBF, İşletme Yüksek Lisans Programı.
Crowe II, K. (2009, January 17). Overtime raises pay for city of Troy employees . Timesunion. Retrieved from http://www.timesunion.com/ASPStories/storyprint.asp?StoryID=760752.
Ertürk, A. E. (2009, May 12). Komiserlerin 'sınıf' savaşı. Akşam Gazetesi. Retrieved June 22, 2009, from http://www.aksam.com.tr/2009/05/12/haber/guncel/3264/komiserlerin__sinif__savasi.html.
Fernandez, M., & Fahrenthold, D. (2002, September 9). IMF Protesters Plan Day-Long Strike in D.C. Washington Post.
Michael Jackson memorial cost LA $1.4 million. (2009, July 9). Associated Press. Retrieved from http://new.music.yahoo.com/michael-jackson/news/michael-jackson-memorial-cost-la-1-4-million--61991315.
Odato, J. (2008, August 20). State Police pay boosted in pact . Times Union. Retrieved from http://www.timesunion.com/ASPStories/storyprint.asp?StoryID=713442.
Özdemir, E. (2007, Aralık). Bir Fıkranın Düşündürlükleri. Çağın Polisi Dergisi, 6(72). Retrieved from http://www.caginpolisi.com.tr/72/31-32.htm.
Polise Ek Zam Beklentisi. (2008, Kasım 20). Polis Haber. Retrieved from http://www.polis.web.tr/article_view.php?aid=1270.
Sancar, A. (2008, Temmuz 28). Polisin fazla mesai davası AİHM'de görüşülecek. Zaman Gazetesi. Retrieved from http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=719285.
Sertçe, S. (2002). Kamu Kuruluşlarında Yöneticilerin İş Doyumu Üzerine Bir Araştırma (İzmir Emniyet Teşkilatı Örneği). Polis Dergisi, 34. Retrieved from http://www.egm.gov.tr/egitim/dergi/eskisayi/34/yeni/web/Selahattin_SERTCE.htm.
Sürmeli, G. (2000, Ekim Kasim Aralik). Emniyet Teşkilatında Hiyerarşi ve Yetki Devri. Polis Dergisi, (26). Retrieved from http://www.egm.gov.tr/egitim/dergi/eskisayi/26/yeni/web/Gungor_SURMELI.htm.
Zengin, F. (2006, Temmuz 12). Emniyette fazla mesai isyanı çıktı. Sabah Gazetesi. Retrieved from http://arsiv.sabah.com.tr/2006/07/12/gnd132.html.

Dipnotlar:

[1] Yazılarımıza yorum yaparak katkıda bulunan meslektaşlarımız başta olmak üzere, katkılarından dolayı Emniyet Amiri Derin Akdeniz ve New York Eyaleti Polisi hakkında verdiği bilgilerden dolayı Lieutenant Glenn Miner'a teşekkür ederiz.
[2] İlk yazımıza gelen bazı yorumlarda, yazımızın rütbe konusunun dışında başka konulara da değinmesi yadırgandı. Bir problemi incelerken, çözümün parçası olan hususları da açmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Teşkilatı bir sistem olarak kabul edip, bu sistemin ilgili parçalarını görmemiz gerekiyor. Sistemin bir parçasında yapılan bir değişiklik diğer parçalarda da kısa ve uzun vadede değişikliklere neden olmaktadır. Bu sonuçları önceden öngörebilmek için sistemin parçaları arasındaki nedensel ilişkilerin analiz edilmesi gerekir. Gerek literatür taramasının sonucu olarak gerekse yazılarımıza gelen yorumlar böyle bir modeli oluşturmamıza yardımcı olmaktadır.
[3] İlk yazımıza gelen bazı yorumlarda, problemi ortaya koyduğumuz ancak çözüm önermediğimiz belirtildi. Bu yorumlardan hissettiğimiz micro seviyede çözüm önerileri beklentileri olduğudur. Daha net anlaşılabilmesi için bu yazımızın başında problemin çözümüne yönelik şimdiye kadar yaptığımız önerileri özetledik. Ciddi bir veriye ve bilimsel çalışmaya dayanmadan mikro seviyede çözüm önerileri sunmayı düşünmüyoruz. Hatta üretilecek çözümlerin makro hedefler çerçevesinde olmasını ve mikro seviyede çözümleri uzmanlık alanlarında çalışanlar tarafından (terör, asayiş, kriminal, eğitim gibi alanları) ve yerel şartlar gözönüne alınarak (bulunduğu il ve ilçenin demografik yapıları) üretilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü için üretilecek çalışma sisteminin (rol ve sorumluluklar, maaş, rütbe sistemleri), Ardahan İl Emniyet Müdürlüğüne uymayacağı gibi, Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri için üretilecek çalışma sistemleri de Kriminal Polis Laboratuvarlarına uymayacaktır.
[4] Bu yazımızda New York Eyaleti Polisi örneğini verirken, bu ülkenin sisteminin taklit edilmesi gerektiğini savunmuyoruz. Amacımız başka ülkelerde ya da organizasyonlarda (özel şirketlerde dahil) üretilen çözümlerin incelenerek, teşkilatımıza nasıl adapte edilebileceğini tartışmaktır. Kısaca amacımız Amerika'yı yeniden keşfetmeyi önlemektir. Sistemlerin (yeri geldiğinde kanunların) değerlendirmeden başka ülkelerden alınması çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Teşkilatımızın sicil sistemi tarihi bu olumsuz sonuçlara acı bir örnek teşkil etmektedir. Sicil konusunda ilk mevzuat 1947 tarihinde Devlet Memurlarının Sicil-i Ahvalnamesine Dair Nizamname adı ile yapılmıştır. Bu tüzükte (nizamname) açık sicil uygulaması benimsenmiştir. Ancak Fransa'dan örnek alınarak 1951'de tüzükte gizli sicil uygulamasına geçilerek değişikliğe gidilmiştir. Halbuki Fransa 1952'de, yani onların sistemini aldıktan bir yıl sonra, gizli sicil uygulamasını terk ederek, açık sicil uygulamasına geçmiştir (Akdeniz, 2005).
[5] Amerikan kültüründe maaş miktarları özel bir bilgi olarak kabul edilir ve arkadaş ortamında bile maaş miktarlarının sorulması pek hoş karşılanmaz. Ama bu durum devlet memurlarına geldiğinde tam tersine dönmektedir. Bütün devlet memurlarının maaşları kamu bilgisidir ve Internetten ulaşılabilir. New York Eyalet Polisi örneğinde olduğu gibi bir memurun temel maaşı, fazla mesai ücreti ve diğer tazminatları rahatlıkla öğrenilebilmektedir. Bu şeffaf uygulama halkın kurumlar üzerindeki kontrolünü arttırmaktadır.
[6] Bir başka örnek için bakınız (Crowe II, Times Union, 2009)
[7] New York Eyaletinde Polisin çalışma şartları ile ilgili düzenlemeler polis sendikası ile vali (eyaletin seçim ile başa gelen en üst düzeydeki devlet görevlisi) arasında yapılan görüşmeler ile karara bağlanmaktadır. Mevcut anlaşmalar için http://www.goer.state.ny.us/cna/bucenter/pbastatepolice/index.html
[8] Türk Polis Teşkilatı yöneticilerinin mevcut finansal yönetim sorunları başlı başına incelenmesi gereken bir konudur. Örneğin bir polis aracının yıllık bakım masrafı aracın toplam değerini geçtiği halde yeni araç alınamamasının arkasında yatan nedenlerin araştırılması bir başlangıç noktası olabilir.
[9] Burada saydığımız değişikliklerin bir çoğu tartışma listelerine ve Internet haberlerine meslektaşlarımız tarafından bırakılan yorumlarda belirtilmiştir.
[10] Böyle bir sisteme geçildiğinde yöneticilerin ya da polislerin görevlerini kötüye kullanarak kendilerine fazla mesai yazabilecekleri gibi bir fikir oluşabilir. Daha önce belirttiğimiz gibi her kamu personelinin maaşı bellidir ve halka açık bilgidir. Bu bilgi saklanamayacağı gibi, bu bilgilerin halk tarafından kolayca ulaşabilecek halde olması gerekir. Kendine fazla mesai ücreti yazan yöneticinin durumu üstlerinin, kendi personelinin, ve müfettişlerin gözlerinden kaçma ihtimali düşüktür. Bunlardan kaçsa bile medya tarafından yakalanabilir. ABD'de kendine fazla mesai yazan bir polis hakkında şu haberi bu açıdan değerlendirebilirsiniz: http://wnyt.com/article/stories/S793944.shtml?cat=300
[11] Bu yazı hazırlanırken, polislerin stat içinde görevlerinin kaldırılması konusundaki düzenleme askıya alınmıştır. İlginç bir şekilde bu kararın polislerin üzerindeki etkileri ve vergi veren vatandaşlara ne kadar maliyeti olduğu kimse tarafından tartışılmamıştır. İşte bu tip tartışmaların çoğaldığı bir toplumda devlet yöneticileri kararlarını çok daha dikkatli vereceklerdir.



Bu habere toplam (2) yorum eklenmiştir.
mustafa yol
03 Ağustos 2009, Pazartesi  19:22:38
Maaş Konusu Hakkında Bir Yazı
maaş konusu başlı başın abir konu yazarlara teşekkür etmek istiyorum güzel bir yazı olmuş.yeni yazılarınızı bekliyoruz.
gazi
03 Ağustos 2009, Pazartesi  16:15:34
Maaş Konusu Hakkında Bir Yazı
BU ÜLKEDE TEK SAHİPSİZ TEŞKİLAT VARDIR ODA POLİS TEŞKİLATIDIR KİM GELİRSE GELSİN ASLA SAHİP CIKMAZ BU TEŞKİLATA KİMSE NE DERDİNİ DİNLER NEDE ÇÖZÜM ÜRETİR BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİDİYOR İŞTE FELSEFESİYLE BAKARLAR EMNİYET TEŞKİLATINA BU İNSANLAR NASIL YAŞAR NASIL GEZER AİLE YAŞAMLARI NASILDIR KİMSENİN UMRUNDA BİLE DEĞİLDİR POLİSSE SAATLERCE ÇALIŞTIRILABİLİR VE HİÇ BİR SAKINCASIDA YOKTUR UYUMASADA OLUR AHH BENİM GÜZEL ÜLKEMİN GÜZEL İNSANLARI
EDİTÖRDEN